BİRLİKTE ÇALIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR…

Gündem 19.07.2026 - 12:51, Güncelleme: 19.07.2026 - 12:51
 

BİRLİKTE ÇALIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR…

Konuk yazarımız Mehmet Akpınar, "BİRLİKTE ÇALIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR…" başlıklı yazısını yayımladı.

İnsan bazen düşmanını kendi zihninde yaratır… Sonra da ömrünü, kendi elleriyle yarattığı o düşmanla mücadele ederek tüketir… Cervantes’in ölümsüz kahramanı Don Kişot da böyleydi… Niyeti kötü değildi… Mazlumları kurtarmak, haksızlıkları ortadan kaldırmak, kötülüklerle mücadele etmek istiyordu… Fakat büyük bir yanılgısı vardı: Hayal ile hakikati birbirine karıştırıyordu… Karşısında gördüğü yel değirmenlerini, insanlara zulmeden devler zannetti… Mızrağını eline aldı ve hücuma geçti… Oysa yel değirmenleri onun öfkesinden habersizdi… Rüzgâr estikçe dönüyor, kendi vazifesini yapıyordu… Sonunda yel değirmenleri yerinde kaldı; savrulan Don Kişot oldu… Belki de bu hikâyenin bize bıraktığı en önemli derslerden biri şudur: Her karşımıza çıkan güç düşman değildir… Her farklı düşünen kötü değildir… Her anlaşmazlık kavga sebebi değildir… Ve her mücadele, hakikat mücadelesi değildir… Bazen insan, mücadele ettiğini zannederken kendi vehimleriyle savaşır… Bazen de asıl mücadele etmesi gereken meseleleri bırakıp kendi yel değirmenleriyle uğraşır… Oysa toplumların da şehirlerin de kaybedecek zamanı yoktur… Bir şehrin yolu yapılacaksa… Sanayisine yatırım gelecekse… Yeni fabrikalar kurulacaksa… Ulaşım ağı güçlenecekse… Eğitimine, sağlığına, tarımına destek sağlanacaksa… O şehrin insanlarının birbirleriyle değil, o hedeflere ulaşmak için birlikte mücadele etmesi gerekir… Çünkü şehirler sadece binalardan, yollardan ve meydanlardan ibaret değildir… Her şehrin bir hafızası vardır… Bir ruhu vardır… Bir de kader ortaklığı vardır… Siyasetçisi vardır… Sanayicisi vardır… İş insanı vardır… Esnafı vardır… Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, sendikaları, üniversiteleri ve kanaat önderleri vardır… Düşüncelerimiz farklı olabilir… Siyasi tercihlerimiz farklı olabilir… Hayata baktığımız pencereler farklı olabilir… Bunların hepsi son derece tabiidir… Fakat bütün farklılıklarımızın üzerinde değişmeyen bir gerçek vardır: Biz aynı gemideyiz… Aynı şehrin insanlarıyız… Aynı dağın çocuklarıyız… Yağmur yağdığında hepimizin üzerine yağıyor… Deprem olduğunda hepimizin yüreği aynı anda sarsılıyor… Şehir büyüdüğünde hepimiz kazanıyoruz… Şehir geride kaldığında ise hepimiz kaybediyoruz… Öyleyse şehrimizin geleceğini günlük politikalara, şahsi hesaplara ve bitmek bilmeyen didişmelere neden kurban edelim? Neyi paylaşamıyoruz? Makamları mı? İtibarı mı? Gücü mü? Şöhreti mi? Bu dünyada hangisi kalıcı? İnsan dediğimiz varlık, nihayetinde kısa bir ömrün yolcusudur… Bugün bulunduğumuz makamlar yarın başkalarının olacak… Bugün oturduğumuz koltuklarda yarın başkaları oturacak… Bugün uğruna birbirimizi kırdığımız nice mesele, yıllar sonra belki kimsenin hatırında bile kalmayacak… Ama yaptığımız iyilikler kalacak… Şehrimize kazandırdığımız eserler kalacak… Açtığımız yollar, kurduğumuz fabrikalar, yetiştirdiğimiz insanlar kalacak… Ve arkamızdan şu soru sorulacak: Bu şehir için ne yaptınız? İşte bütün mesele budur… Bazı şehirler bunu erken anlamıştır… Siyasette birbirlerine rakip olurlar… Seçim zamanı karşı karşıya gelirler… Farklı dünya görüşlerini savunurlar… Fakat konu şehirlerinin geleceğine geldiğinde aynı masaya oturmayı bilirler… Bir yatırım talep edilecekse birlikte isterler… Bir proje takip edilecekse birlikte takip ederler… Bir kapı çalınacaksa birlikte çalarlar… Çünkü bilirler ki mesele şahısların değil, şehrin meselesidir… Bazı şehirler ise enerjisini kendi içinde tüketir… Biri bir adım atar, diğeri geri çeker… Biri bir kapıyı açmaya çalışır, diğeri kapatır… Biri ister, diğeri istemez… Sonunda kimse kimseyi yenmiş olmaz… Kaybeden şehir olur… Daha kötüsü, zamanla o şehrin sözü de ağırlığını kaybeder… Karar mercileri ister istemez düşünmeye başlar: “Bu şehir gerçekten ne istiyor?” Bugün istenen yarın reddediliyor, birinin talebine diğeri karşı çıkıyorsa; bir süre sonra o şehrin talepleri ciddiyetini kaybetmeye başlar… Oysa güçlü şehirlerin sırrı yalnızca paralarında, fabrikalarında veya nüfuslarında değildir… Güçlü şehirler, ortak meselelerde ortak irade ortaya koyabilen şehirlerdir… Birbirimizi sevmek zorunda değiliz belki… Aynı siyasi görüşü paylaşmak zorunda hiç değiliz… Ama birlikte çalışmak zorundayız… Çünkü başka bir şehrimiz yok… Başka bir memleketimiz yok… Başka bir geleceğimiz yok… Bizim birbirimizle uğraşacak kadar vaktimiz de yok… Bu şehir ayağa kalkacaksa hep birlikte ayağa kalkacak… Büyüyecekse birlikte büyüyecek… Kazanacaksa birlikte kazanacak… Çünkü aynı gemide yolculuk ediyoruz… Geminin bir tarafını delip diğer tarafında huzur içinde oturamayız… Birbirimizin ayağına basarak ilerleyemeyiz… Birbirimizi aşağı çekerek yükselemeyiz… Başkaları şehirleri için omuz omuza verirken, biz birbirimizi engelleyerek mesafe alamayız… Şehrin geleceğini politikaya kurban etmeyelim… Şehrin yarınlarını şahsi hesaplaşmalarımıza feda etmeyelim… Yel değirmenleriyle savaşmayı bırakalım… Gerçek meselelerimize dönelim… Birbirimizle değil; yoksullukla, işsizlikle, geri kalmışlıkla mücadele edelim… Üretmek için yarışalım… Yatırım getirmek için yarışalım… Gençlerimize daha güzel bir gelecek bırakmak için yarışalım… Gerekirse siyasette rakip olalım ama memleket meselesinde yol arkadaşı olmayı bilelim… Çünkü günün sonunda hepimiz faniyiz… Bir gün hepimiz gideceğiz… Makamlar kalmayacak… Koltuklar kalmayacak… Unvanlar kalmayacak… Geriye, bu şehir için yaptıklarımız ve yapabilecekken yapmadıklarımız kalacak… Öyleyse neyi paylaşamıyoruz? Bu kadar kavga niye? Bu kadar didişme niye? Bu kadar birbirimizin önünü kesmek niye? Aynı gemideyiz… Aynı dağın çocuklarıyız… Aynı şehrin geleceğinden sorumluyuz… Artık birbirimizle savaşmaya değil… Birbirimizi dinlemeye… Birbirimizi tamamlamaya… Ve her şeyden önemlisi; Birlikte çalışmaya ihtiyacımız var… Çünkü şehirler kavgayla yorulur… Birlikte çalışarak ayağa kalkar… Mehmet Akpınar 19 Temmuz 2026
Konuk yazarımız Mehmet Akpınar, "BİRLİKTE ÇALIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR…" başlıklı yazısını yayımladı.
İnsan bazen düşmanını kendi zihninde yaratır… Sonra da ömrünü, kendi elleriyle yarattığı o düşmanla mücadele ederek tüketir… Cervantes’in ölümsüz kahramanı Don Kişot da böyleydi… Niyeti kötü değildi… Mazlumları kurtarmak, haksızlıkları ortadan kaldırmak, kötülüklerle mücadele etmek istiyordu… Fakat büyük bir yanılgısı vardı: Hayal ile hakikati birbirine karıştırıyordu… Karşısında gördüğü yel değirmenlerini, insanlara zulmeden devler zannetti… Mızrağını eline aldı ve hücuma geçti… Oysa yel değirmenleri onun öfkesinden habersizdi… Rüzgâr estikçe dönüyor, kendi vazifesini yapıyordu… Sonunda yel değirmenleri yerinde kaldı; savrulan Don Kişot oldu… Belki de bu hikâyenin bize bıraktığı en önemli derslerden biri şudur: Her karşımıza çıkan güç düşman değildir… Her farklı düşünen kötü değildir… Her anlaşmazlık kavga sebebi değildir… Ve her mücadele, hakikat mücadelesi değildir… Bazen insan, mücadele ettiğini zannederken kendi vehimleriyle savaşır… Bazen de asıl mücadele etmesi gereken meseleleri bırakıp kendi yel değirmenleriyle uğraşır… Oysa toplumların da şehirlerin de kaybedecek zamanı yoktur… Bir şehrin yolu yapılacaksa… Sanayisine yatırım gelecekse… Yeni fabrikalar kurulacaksa… Ulaşım ağı güçlenecekse… Eğitimine, sağlığına, tarımına destek sağlanacaksa… O şehrin insanlarının birbirleriyle değil, o hedeflere ulaşmak için birlikte mücadele etmesi gerekir… Çünkü şehirler sadece binalardan, yollardan ve meydanlardan ibaret değildir… Her şehrin bir hafızası vardır… Bir ruhu vardır… Bir de kader ortaklığı vardır… Siyasetçisi vardır… Sanayicisi vardır… İş insanı vardır… Esnafı vardır… Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, sendikaları, üniversiteleri ve kanaat önderleri vardır… Düşüncelerimiz farklı olabilir… Siyasi tercihlerimiz farklı olabilir… Hayata baktığımız pencereler farklı olabilir… Bunların hepsi son derece tabiidir… Fakat bütün farklılıklarımızın üzerinde değişmeyen bir gerçek vardır: Biz aynı gemideyiz… Aynı şehrin insanlarıyız… Aynı dağın çocuklarıyız… Yağmur yağdığında hepimizin üzerine yağıyor… Deprem olduğunda hepimizin yüreği aynı anda sarsılıyor… Şehir büyüdüğünde hepimiz kazanıyoruz… Şehir geride kaldığında ise hepimiz kaybediyoruz… Öyleyse şehrimizin geleceğini günlük politikalara, şahsi hesaplara ve bitmek bilmeyen didişmelere neden kurban edelim? Neyi paylaşamıyoruz? Makamları mı? İtibarı mı? Gücü mü? Şöhreti mi? Bu dünyada hangisi kalıcı? İnsan dediğimiz varlık, nihayetinde kısa bir ömrün yolcusudur… Bugün bulunduğumuz makamlar yarın başkalarının olacak… Bugün oturduğumuz koltuklarda yarın başkaları oturacak… Bugün uğruna birbirimizi kırdığımız nice mesele, yıllar sonra belki kimsenin hatırında bile kalmayacak… Ama yaptığımız iyilikler kalacak… Şehrimize kazandırdığımız eserler kalacak… Açtığımız yollar, kurduğumuz fabrikalar, yetiştirdiğimiz insanlar kalacak… Ve arkamızdan şu soru sorulacak: Bu şehir için ne yaptınız? İşte bütün mesele budur… Bazı şehirler bunu erken anlamıştır… Siyasette birbirlerine rakip olurlar… Seçim zamanı karşı karşıya gelirler… Farklı dünya görüşlerini savunurlar… Fakat konu şehirlerinin geleceğine geldiğinde aynı masaya oturmayı bilirler… Bir yatırım talep edilecekse birlikte isterler… Bir proje takip edilecekse birlikte takip ederler… Bir kapı çalınacaksa birlikte çalarlar… Çünkü bilirler ki mesele şahısların değil, şehrin meselesidir… Bazı şehirler ise enerjisini kendi içinde tüketir… Biri bir adım atar, diğeri geri çeker… Biri bir kapıyı açmaya çalışır, diğeri kapatır… Biri ister, diğeri istemez… Sonunda kimse kimseyi yenmiş olmaz… Kaybeden şehir olur… Daha kötüsü, zamanla o şehrin sözü de ağırlığını kaybeder… Karar mercileri ister istemez düşünmeye başlar: “Bu şehir gerçekten ne istiyor?” Bugün istenen yarın reddediliyor, birinin talebine diğeri karşı çıkıyorsa; bir süre sonra o şehrin talepleri ciddiyetini kaybetmeye başlar… Oysa güçlü şehirlerin sırrı yalnızca paralarında, fabrikalarında veya nüfuslarında değildir… Güçlü şehirler, ortak meselelerde ortak irade ortaya koyabilen şehirlerdir… Birbirimizi sevmek zorunda değiliz belki… Aynı siyasi görüşü paylaşmak zorunda hiç değiliz… Ama birlikte çalışmak zorundayız… Çünkü başka bir şehrimiz yok… Başka bir memleketimiz yok… Başka bir geleceğimiz yok… Bizim birbirimizle uğraşacak kadar vaktimiz de yok… Bu şehir ayağa kalkacaksa hep birlikte ayağa kalkacak… Büyüyecekse birlikte büyüyecek… Kazanacaksa birlikte kazanacak… Çünkü aynı gemide yolculuk ediyoruz… Geminin bir tarafını delip diğer tarafında huzur içinde oturamayız… Birbirimizin ayağına basarak ilerleyemeyiz… Birbirimizi aşağı çekerek yükselemeyiz… Başkaları şehirleri için omuz omuza verirken, biz birbirimizi engelleyerek mesafe alamayız… Şehrin geleceğini politikaya kurban etmeyelim… Şehrin yarınlarını şahsi hesaplaşmalarımıza feda etmeyelim… Yel değirmenleriyle savaşmayı bırakalım… Gerçek meselelerimize dönelim… Birbirimizle değil; yoksullukla, işsizlikle, geri kalmışlıkla mücadele edelim… Üretmek için yarışalım… Yatırım getirmek için yarışalım… Gençlerimize daha güzel bir gelecek bırakmak için yarışalım… Gerekirse siyasette rakip olalım ama memleket meselesinde yol arkadaşı olmayı bilelim… Çünkü günün sonunda hepimiz faniyiz… Bir gün hepimiz gideceğiz… Makamlar kalmayacak… Koltuklar kalmayacak… Unvanlar kalmayacak… Geriye, bu şehir için yaptıklarımız ve yapabilecekken yapmadıklarımız kalacak… Öyleyse neyi paylaşamıyoruz? Bu kadar kavga niye? Bu kadar didişme niye? Bu kadar birbirimizin önünü kesmek niye? Aynı gemideyiz… Aynı dağın çocuklarıyız… Aynı şehrin geleceğinden sorumluyuz… Artık birbirimizle savaşmaya değil… Birbirimizi dinlemeye… Birbirimizi tamamlamaya… Ve her şeyden önemlisi; Birlikte çalışmaya ihtiyacımız var… Çünkü şehirler kavgayla yorulur… Birlikte çalışarak ayağa kalkar… Mehmet Akpınar 19 Temmuz 2026
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kahramanmarashaberci.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.